10 sn içinde kapatılıyor.

Yatırım Temaları

TARIM

Türkiye Tarım Sektöründeki Gelişmeler

Son on yıla bakıldığında Türkiye’de ekilebilir alan büyüklüğünün gün geçtikçe azaldığı ve sermaye yoğun yatırım ihtiyacının arttığı görülmektedir. Tarımsal üretim, talep ve fiyat artışlarından bağımsız olarak, düşük teknoloji kullanımı, sermaye yoğun yatırımların azlığı ve ölçek sorunları (düşük kapasite, parçalı arazi, entegre yapı eksikliği vb.) nedeniyle yeterince verimli şekilde yürütülmektedir. Geride bıraktığımız 2012 yılında da Türkiye’de hammadde arzında yaşanan sıkıntılar, ekilebilir tarım alanlarının azlığı, süt ve et üreticilerinin yaşadıkları zorluklar gibi konuların devlet kurumları tarafından da ele alınması ve yapılan çalışmalar sonucunda üreticilere bazı teşvikler verilmeye başlandı.

2012 yılı küresel ekonomideki belirsizliklerin yanı sıra, hammadde maliyetlerindeki dalgalanmanın ve diğer olumsuzlukların bölgemizde göreceli olarak daha az hissedildiği bir yıl oldu.

Sektörün profesyonel bir yatırım anlayışı ile ele alınması sonucunda Türkiye’de tarım sektörünün geliştirilmesi daha da hız kazanacaktır. Bu süreçte sektörün güçlü ve zayıf yönlerine uygun stratejiler geliştirilmesi gerekmektedir.

Sektördeki Fırsatlar
  • İklim ve toprak yapısının birkaç tropikal bitki dışında her türlü bitkisel üretimin ve hayvan yetiştiriciliğinin ekonomik olarak yapılmasına uygun olması
  • Tarımsal arazinin gelişmiş ülkelere kıyasla daha az kirlenmiş olması
  • Yer altı ve yer üstü sularının kalitesi
  • Ortadoğu, Kuzey Afrika, Avrupa Birliği Kafkaslar gibi tarımsal ürün ithal eden bölgelere coğrafi yakınlık
  • Kalkınmaya odaklı bölgesel projelerin sağladığı büyüme potansiyeli
  • Tarımla ilgili hukuki mevzuatta yapılan iyileştirilme çalışmaları
Sektördeki Tehditler
  • Doğa şartlarına bağlı üretimin getirdiği riskler
  • Yüksek ve öngörülebilirliği nispeten düşük girdi maliyetleri
  • Bilinçsiz üretim yöntemlerinin yaygınlığı
  • Piyasada marka oluşturan yeterli sayıda güçlü firmanın olmaması
  • Küçük ölçekli işletmelerin çokluğu
  • Miras nedeniyle bölünmüş arazi sorunu
  • AR-GE faaliyetlerinin yetersizliği
  • Kentleşme nedeniyle tarımsal işgücünün azalması
Türkiye Süt ve Süt Ürünleri Pazarı
Yüksek büyüme potansiyeli

Dünyada toplam süt üretiminin %83’ü inek sütünden oluşmaktadır. Türkiye’de süt tüketimine etki eden faktörlerin başlıcaları fiyat, süt tüketimine karşı bilinçsizlik ve tüketim alışkanlıklarıdır. 2010 yılı itibariyle Türkiye yıllık 12 milyon ton süt üretimi ile dünyada 15 büyük süt üreticisinden birisi konumunda yer almaktadır. Türkiye’de çiftlik yapıları ve işlenme imkânlarının güçlüğü nedeniyle süt toplama masrafları çok yüksektir. Türkiye’de elde edilen sütün yaklaşık %60’ı sokak sütçülüğünde kullanılmaktadır.

Bunların yanı sıra ülkemizde çok fazla kayıt dışı orta ve küçük ölçekli süt üreticisi bulunmaktadır. Dünyada yıllık süt üretimi toplam 670 milyon ton iken bunun 12 milyon tonu Türkiye’de üretilmektedir. Ancak Türkiye’deki süt tüketimi miktarı üretim miktarına oranla oldukça düşük kalmaktadır.

Türkiye’de sektörün ilerlemesi için içme sütü tüketiminin artırılmasına yönelik okul sütü projelerine önem verilmeye, süt tüketimi daha etkin reklam çalışmalarıyla özendirilmeye, sütün besin değeri ve bileşenleri hakkında halka yönelik bilgilendirme politikaları uygulanmaya, süt üretimi etkinliğinin artması için toplu hayvancılığa geçilmeye ve kaliteli içme sütü üretimi için modern altyapıya sahip işletmeler kurulmaya başlanmıştır.

2010 yılsonu itibariyle dünyada kişi başı süt tüketimi ortalama 104,7 kg (Kaynak: IDF 2012) iken, Türkiye’de bu oran yaklaşık olarak 16 kg civarındadır (Ulusal Süt Konseyi, TÜİK). Türkiye süt tüketimi oranının bu kadar düşük olması sektörün büyüme potansiyeli taşıdığı yönünde işaretler vermekle birlikte, hükümetin süt tüketimini artırma amacıyla 2012 yılı içinde okullarda başlattığı “Okul Sütü Projesi” de Türkiye’de süt tüketiminin olması gerekenden daha az olduğu ve bununla ilgili otoritelerin gerekli önlemleri almaya yöneldiğini göstermektedir.

Eylül 2010 Türkiye Tarım Sektörü Raporu için tıklayınız…

ENERJİ

Son sekiz yılda kaydedilen ekonomik büyüme paralelinde, dünyanın en hızlı büyüyen enerji piyasalarından biri haline gelen Türkiye, rekabetçi bir yapıya kavuşma yolunda hızla ilerlemektedir. Son dönemdeki özelleştirmeler, lisans ihaleleri ve stratejik ortaklıklarla, enerji piyasası hızlı bir büyüme ve liberalleşme sürecine sahne olmaktadır. Türkiye Elektrik Dağıtım Şirketi’nin tahminlerine göre, Türkiye’nin elektrik ihtiyacı 2009 ile 2023 yılları arasında yılda % 6 oranında artacaktır. 2010 ile 2030 yılları arasında yapılması gereken tahmini yatırım miktarı 193 ile 225 milyar ABD doları arasındadır.

Türkiye enerji tüketimi üretimini aşan önemli bir enerji ithalatçısıdır. Türkiye’nin enerji talebini karşılayabilmesi için enerji sektöründe önemli yatırımların yapılması gerekmektedir. Türkiye elektrik piyasasının liberalleşmiş bir piyasa olma yolunda ilerlemesi halihazırda gerek yerli, gerekse yabancı yatırımcıların ilgisini çekmiştir ve ileride yeni fırsatlar da ortaya çıkacaktır.

Bu kapsamda, lisans sahibi ya da inşaat süreci başlamış enerji ve hibrit enerji projelerine kurumsal finansman ve yapılandırılmış yatırım finansmanı imkanları da kullanılmak suretiyle yatırım yapılması planlanmaktadır.

ALTYAPI SEKTÖRÜ

OECD tahminlerine göre 2030 yılına kadar dünyanın altyapı yatırımı ihtiyacı yıllık 2 trilyon dolar seviyesinde olacaktır. Diğer taraftan, tüm gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de ihtiyaç duyulan altyapı yatırımlarının boyutu giderek artarak kamu kesiminin imkanlarıyla karşılanabilecek düzeyi aşmıştır. Bu çerçevede sektör için yeni finansman olanakları sağlanması, gelir getiren kaynakların çeşitlendirilmesi, kamu-özel sektör işbirliği projelerine önem verilmesi ve altyapı yatırımlarının artması gerekmektedir.

Türk altyapı sektörü, her geçen gün daha fazla sayıda uzun vadeli iş fırsatlarına odaklı yatırımcıyı kendisine çekmektedir. Son on yılda, Türkiye altyapı hizmetleri piyasası, birleşme ve satın almaları uluslararası yatırımcıların gündeminde tutan özelleştirmeler ile ani ve köklü değişimler içerisindedir. 1998-2010 aralığında altyapı sektörünün, GSYIH içindeki payı ortalama % 32 seviyelerinde gerçekleşmiştir.

Ülkemizdeki altyapı sektörü, sanayinin rekabet gücü üzerindeki kritik etkisi nedeniyle yeniden yapılanma sürecinden geçmektedir. Önümüzdeki dönemde yapılacak yatırımlarla bu sektörlerin rekabetçi bir yapıya kavuşması imalat sanayinin rekabetçiliği açısından da belirleyici olacaktır.

Altyapı sektörüne yapılacak yatırımlarla maliyet optimizasyonu, tedarik zincirlerinin düzenlenmesi, bilgi teknolojileri (BT) sistemlerini iyileştirilmesi ve sektörün büyümesi hedeflenmektedir.